Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Yılmaz Peker ve beraberindeki ekip, Acıgöl ile Meke Krater Gölü’nde bir araya geldi. İlk bakışta bir ekip fotoğrafı olarak görülebilecek buluşmanın arka planında ise Karapınar’ın yıllardır sahip olduğu fakat bugün çok daha sistemli biçimde ele alınmaya başlayan büyük bir dosya bulunuyor: Jeopark. Üstelik konu artık yalnızca Meke’nin tanıtılması değil. Eğitimden bilimsel envantere, destinasyon planlamasından ziyaretçi merkezine kadar uzanan dört ayrı çalışma, Karapınar’ın jeolojik mirasının gelecekte nasıl değerlendirileceğine ilişkin yeni bir tablo ortaya koyuyor.

Bir fotoğrafa ne kadar süre bakarız?

Üç saniye?

Beş saniye?

Sonra aşağı kaydırır, bir başkasına geçeriz.

Ancak Yılmaz Peker ve beraberindeki ekibin Meke Krater Gölü ile Acıgöl çevresinde verdiği fotoğraflara biraz daha uzun bakıldığında, kadrajın arkasında insanların kendisinden daha büyük bir hikâye görülüyor.

Çünkü burada dekor olarak kullanılan coğrafya herhangi bir arazi değil.

D J I 20260921174553 0007 D

Karapınar’ın milyonlarca yıllık jeolojik hafızasının tam ortasındayız.

Ve son aylarda yaşanan gelişmeler, Meke, Acıgöl, obruklar ve Karapınar’ın diğer jeolojik değerlerinin artık birbirinden bağımsız doğal güzellikler yerine ortak bir Jeopark sistemi içerisinde değerlendirilmeye başlandığını gösteriyor.

Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı seçimlerine Beyaz Liste ile katılacak Yılmaz Peker ve ekip arkadaşlarının Meke-Acıgöl buluşmasını ilginç hale getiren taraf da tam burada ortaya çıkıyor.

Çünkü Peker yalnızca başkan adayı değil.

Aynı zamanda bugün Jeopark Eğitim Master Planı’nın taraflarından biri olan Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası’nın mevcut yönetiminde görev yapan bir isim.

Bu nedenle fotoğrafın arkasına baktığımızda seçimlerden daha uzun ömürlü bir soru çıkıyor:

Karapınar bu coğrafyayla ne yapacak?

Meke’ye yıllardır bakıyoruz, fakat onu gerçekten okuyor muyuz?

Meke denildiğinde Karapınar’da anlatılmasına dahi ihtiyaç duyulmayan bir görüntü beliriyor.

Krater.

Ortadaki volkan konisi.

Kuraklık.

Su.

Ve yıllar içerisinde değişen o meşhur siluet.

Fakat bilim dünyasının Meke’ye baktığında gördüğü şey bundan çok daha karmaşık.

Karapınar çevresine ilişkin jeolojik araştırmalar, bölgede Kuvaterner yaşlı genç volkanik birimlerin maar kraterleri, cüruf konileri, lav kubbeleri ve lav akıntıları biçiminde gözlenebildiğini ortaya koyuyor. Acıgöl ve Meke de bu genç volkanizmanın en dikkat çekici örnekleri arasında bulunuyor.

Meke Maarı’nın oluşumu da tek aşamalı değil.

Akademik çalışmalarda geniş kraterin volkanik aktivite sonucunda meydana geldiği, daha sonraki bir volkanik evrede bugün Meke’nin karakteristik görüntüsünü oluşturan iç koninin geliştiği anlatılıyor.

Yani Meke’ye baktığımızda yalnızca bir göl görmüyoruz.

D J I 20260921182240 0015 D

Yerkürenin geçmişinden kalmış açık bir sayfaya bakıyoruz.

Acıgöl hemen yanında, fakat jeolojik karakteri bile farklı

İşin bilimsel tarafı derinleştikçe Karapınar’ın sahip olduğu potansiyel daha da ilginç hale geliyor.

Meke ve Acıgöl birbirlerine oldukça yakın iki volkanik oluşum olmalarına rağmen çevrelerindeki kayaçların bileşimleri aynı değil.

2019 yılında yayımlanan petro-kimyasal araştırmada Meke çevresinde ağırlıklı olarak bazalt ve bazaltik andezit, Acıgöl çevresinde ise andezit ve trakiandezit bileşimli kayaçların bulunduğu belirlendi. Araştırma, iki bölgenin volkanik kayaçlarının kristalleşme koşullarında da farklılıklar ortaya koyuyor.

Bir turist açısından bunların isimleri belki ilk anda çok şey ifade etmeyebilir.

Ama Jeopark düşüncesi tam olarak burada devreye giriyor.

Çünkü Jeoparkın işi sadece “güzel manzara göstermek” değildir.

Manzaranın neden öyle olduğunu anlatmaktır.

Ve Karapınar bu açıdan son derece zengin bir açık hava laboratuvarına sahip.

Yaklaşık 1.500 kilometrekarelik bir hikâye

Karapınar için yapılan akademik Jeopark önerisi yaklaşık 1.500 kilometrekarelik bir jeolojik miras alanından söz ediyor.

Karapınar'ın merkezinde 13bin m2'lik üretim üssü kurdular!
Karapınar'ın merkezinde 13bin m2'lik üretim üssü kurdular!
İçeriği Görüntüle

Aynı çalışmada bölgedeki 20’den fazla sulu veya susuz obruk ile Meke ve Acıgöl gibi maar oluşumları potansiyel Jeopark alanının önemli unsurları arasında gösteriliyor.

Bu noktada konu Meke’nin çok ötesine geçiyor.

Obruklar.

Volkanik koniler.

Maarlar.

Lav oluşumları.

Acıgöl.

Meke.

Ve bunların çevresinde oluşmuş doğal, kültürel ve insanî hikâyeler...

Doğru bir sistem kurulduğunda bütün bunlar birbirinden kopuk ziyaret noktaları olmaktan çıkarak tek bir destinasyonun parçaları haline gelebilir.

İşte Yılmaz Peker ve beraberindeki ekibin Meke ile Acıgöl çevresindeki buluşmasına farklı bir gözle bakmamızın nedeni bu.

Çünkü aynı günlerde Karapınar’da tam da bu sistemin altyapısı üzerine dikkat çekici çalışmalar yürütülüyor.

Dört kurum, dört proje, tek Jeopark başlığı

MEVKA’nın 22 Mayıs 2026 tarihinde açıkladığı Turizm Teknik Destek Programı sonuçlarına bakıldığında ortaya oldukça dikkat çekici bir tablo çıkıyor.

Aynı program içerisinde Karapınar Jeoparkı’yla ilgili dört ayrı kurumun dört farklı projesi başarılı bulunmuş durumda.

Karapınar Belediyesi, Jeopark Jeoloji Haritalama ve Destinasyon Planı üzerinde çalışıyor.

Karapınar Kaymakamlığı’nın projesi Jeopark Tanıtım ve Dijital Görünürlük başlığını taşıyor.

Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası, Jeopark Eğitim Master Planı projesinin sahibi.

Konya Büyükşehir Belediyesi ise Jeopark Ziyaretçi Merkezi ve Müzesi Ön Fizibilitesi üzerinde çalışıyor.

Bu dört başlığı yan yana koyduğunuzda ortaya tesadüfi bir proje yığını değil, potansiyel olarak birbirini tamamlayabilecek bir sistem çıkıyor:

Bilimsel haritalama → destinasyon planlaması → eğitim → tanıtım → ziyaretçi altyapısı.

Belki de Karapınar Jeopark dosyasındaki en önemli gelişme bu.

Çünkü ilk defa meseleyi sadece “Meke’yi tanıtalım” seviyesinde değil, bütüncül bir destinasyon mantığında konuşabilecek bir zemin oluşuyor.

D S C F0777-1

TSO neden bu işin içerisinde?

Tam burada Peker ve ekibinin Meke’de bulunması ayrıca anlam kazanıyor.

Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası’nın Jeopark Eğitim Master Planı, MEVKA’nın desteklenen projeleri arasında yer aldı ve protokol imzalanarak resmen başladı.

KATSO’nun kendi açıklamasına göre projede öğrencilerden öğretmenlere, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir kesim için eğitim ve farkındalık çalışmalarının planlanması; bölgenin volkanik oluşumlarının, obruklarının ve doğal zenginliklerinin sürdürülebilir turizm anlayışıyla değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Burada önemli bir ayrıntının da altını çizmek gerekiyor.

Bu proje Yılmaz Peker’in kişisel projesi değil, Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurumsal projesi.

Ancak Peker’in mevcut oda yönetiminde görev yapıyor olması ve başkan adaylığının ardından ekibiyle birlikte Jeopark sahasının önemli noktalarında bulunması, doğal olarak önümüzdeki dönem açısından başka bir soruyu beraberinde getiriyor:

Mevcut projeler bundan sonra nasıl devam ettirilecek?

Çünkü bir kurum açısından gerçek mesele projeyi hazırlamak kadar, onu ekonomik ve sosyal çıktıya dönüştürmek.

Jeopark TSO için neden ekonomik bir dosya?

İlk anda “Ticaret ve Sanayi Odası’nın volkanla, kraterle ne işi var?” diye düşünülebilir.

Aslında cevap oldukça basit.

TSO’nun işi kayaların kimyasal bileşimini analiz etmek değil.

Fakat bilimsel değerin yerel ekonomiye bağlandığı noktada oda devreye girebilir.

Bir Jeopark destinasyonu doğru çalıştığında ziyaretçi yalnızca krateri görüp gitmez.

Rehber kullanır.

Yemek yer.

Yerel ürün satın alır.

Konaklar.

Ulaşım hizmeti kullanır.

Başka jeositleri ziyaret eder.

Ziyaretçi merkezine gider.

Belki birkaç saatlik seyahatini bir günlük, iki günlük programa dönüştürür.

İşte burası doğrudan ekonomi.

Ve Jeopark düşüncesinin Karapınar açısından belki de en ilginç tarafı bu.

Bir fotoğrafın ekonomik karşılığı olabilir mi?

Aslında olabilir.

Bugün dünyanın birçok bölgesinde doğal ve jeolojik mirasın değeri yalnızca giriş bileti üzerinden hesaplanmıyor.

Asıl değer ziyaretçinin bölgede oluşturduğu toplam hareket üzerinden ortaya çıkıyor.

Karapınar açısından da sorulması gereken soru:

Meke’ye kaç kişinin geldiği değil, gelen kişinin Karapınar’da ne kadar kaldığı ve ilçede ne kadar ekonomik hareket oluşturduğu.

Bu nedenle gelecekte Jeopark projesinin başarısını yalnız ziyaretçi sayısıyla değerlendirmek eksik olur.

Kaç kişi Karapınar merkezine geliyor?

Kaçı burada yemek yiyor?

Kaçı konaklıyor?

Kaçı yerel ürün alıyor?

Kaç işletme Jeopark ekonomisinin parçası oluyor?

Kaç yeni girişim ortaya çıkıyor?

Kaç kişiye istihdam sağlanıyor?

Asıl göstergeler bunlar.

Ve Ticaret ve Sanayi Odası açısından Jeopark dosyasının karşılığı da tam burada başlıyor.

Peker ve ekibinin fotoğrafından geriye hangi soru kalıyor?

Meke’de beyaz gömlekleriyle yan yana duran kalabalık ekibe baktığınızda bunu seçim döneminin olağan fotoğraflarından biri olarak görmek mümkün.

Fakat kadrajı biraz genişlettiğinizde işler değişiyor.

Arkalarında milyonlarca yıllık volkanik geçmiş bulunuyor.

Biraz ileride Acıgöl bulunuyor.

Karapınar’ın çevresinde obruklar bulunuyor.

Masada dört farklı kurumun Jeopark projesi bulunuyor.

TSO’nun eğitim master planı bulunuyor.

Ve bütün bunların tam ortasında, önümüzdeki dönem Ticaret ve Sanayi Odası yönetimine aday olan bir ekip bulunuyor.

Dolayısıyla bu fotoğrafı ilginç kılan şey insanların ne giydiği veya nasıl poz verdiği değil.

Arkalarında duran coğrafyanın önümüzdeki yıllarda Karapınar için neye dönüşebileceği.

Meke’yi görmek başka, Meke’yi anlamak başka

Belki Jeopark çalışmasının sağlayabileceği en önemli değişikliklerden biri de bu olacak.

Bugün Karapınarlı bir çocuk Meke’ye gidip krateri görebiliyor.

Fakat kaçımız o çocuğa;

bu yapının nasıl oluştuğunu,

neden ortasında başka bir volkan konisi bulunduğunu,

Acıgöl ile arasındaki jeolojik farkı,

Karapınar’daki obrukların neden meydana geldiğini,

bu bölgenin Anadolu jeolojisi açısından neden ilginç olduğunu

anlatabiliyoruz?

KATSO’nun projesindeki eğitim başlığı bu nedenle küçümsenecek bir ayrıntı değil. Projenin resmî açıklamasında da eğitim ve farkındalık çalışmalarına özel vurgu yapılıyor.

Çünkü insanlar bilmedikleri şeyi korumakta zorlanır.

Önce anlamak gerekir.

Sonra anlatmak.

Sonra korumak.

Ve ancak bundan sonra ekonomik değer üretmek.

Karapınar’ın önünde ilginç bir fırsat var

Jeopark projesi başarılı olur mu?

Bugünden bunu söylemek mümkün değil.

Bir master plan hazırlanması veya bir fizibilite raporunun yazılması kendi başına başarı anlamına gelmez.

Asıl sonuç uygulamada görülecek.

Fakat mevcut tablo şunu gösteriyor:

Karapınar’ın jeolojik değerleri konusunda Belediye, Kaymakamlık, Ticaret ve Sanayi Odası ve Büyükşehir aynı dönemde farklı fakat birbirini tamamlayabilecek projeler yürütüyor.

Bu az rastlanan bir fırsat.

Şimdi mesele bu çalışmaların ayrı ayrı raporlara dönüşmesi değil, birbirine bağlanması.

Çünkü haritalama varsa rota gerekir.

Rota varsa tanıtım gerekir.

Tanıtım varsa ziyaretçi altyapısı gerekir.

Ziyaretçi geliyorsa yerel işletme gerekir.

İşletme varsa eğitim ve hizmet standardı gerekir.

Ve bütün bunların merkezinde koruma olmak zorunda.

Tam da bu nedenle Jeopark bir turizm reklamından çok daha büyük bir kavram.

Fotoğraf çekildi. Esas mesele şimdi başlıyor.

Yılmaz Peker ve beraberindeki ekibin Acıgöl ve Meke’deki buluşmasından geriye güzel kareler kaldı.

Fakat biz fotoğrafın biraz daha arkasına baktık.

Orada Meke’yi gördük.

Acıgöl’ü gördük.

Obrukları gördük.

Bilimsel çalışmaları gördük.

MEVKA’nın desteklediği projeleri gördük.

Karapınar Ticaret ve Sanayi Odası’nın Jeopark Eğitim Master Planı’nı gördük.

Ve sonuçta çok daha büyük bir soruyla karşılaştık:

Karapınar, milyonlarca yılda oluşmuş bu coğrafyayı yalnızca seyretmeye devam mı edecek, yoksa onu bilim, eğitim, koruma ve ekonomi ekseninde gerçek bir değere mi dönüştürecek?

Peker ve ekibinin Meke buluşmasını ilginç hale getiren esas mesele de burada yatıyor.

Çünkü Meke zaten milyonlarca yıldır orada.

Asıl hikâye, bundan sonra bizim onunla ne yapacağımız.