Karapınar günlerdir Karacadağ’daki maden aramasını konuşuyor. Peki gerçekten altın mı aranıyor? Maden ocağı mı kuruluyor? Eczacıbaşı hangi ruhsatla bölgede? Kültür Varlıkları Kurulu neden ruhsat sahasının bir bölümünde madenciliğe izin vermedi? UNESCO meselesi hangi aşamada? Meke Ajansı, açıklamalardan çok belgelere bakarak Karacadağ dosyasını baştan sona inceledi.
Karapınar’ın doğusunda yükselen Karacadağ, son birkaç gündür ilçenin en hararetli gündemlerinden biri haline geldi.
Sondaj makinesinin bölgeye ulaşmasıyla birlikte konu kısa sürede sosyal medyaya, yerel basına ve ulusal haber kuruluşlarına taşındı. Maden araması, altın ihtimali, su kaynakları, meralar, tarihî alanlar ve UNESCO jeopark çalışmaları aynı tartışmanın içerisine girdi.
Ancak tartışma büyüdükçe bazı kavramlar da birbirine karışmaya başladı.
Maden arama ruhsatı var mı?
Var.
Sondaj yapılacak mı?
Şirketin 22 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre evet.
Maden ocağı kurulmasına ilişkin alınmış bir karar var mı?
Kamuoyuna açıklanan mevcut bilgilerde böyle bir karar bulunmuyor.
Altın bulundu mu?
Bunu gösteren kamuya açık herhangi bir sonuç bulunmuyor.
Aranan madenin altın olduğu kesin mi?
Ulaşılabilen belgeler bunu da söylemiyor.
İşte Karacadağ tartışmasının en önemli noktası burada başlıyor.
Meseleyi sloganlardan çıkardığınızda önünüzde oldukça ilginç bir dosya kalıyor.

ECZACIBAŞI'NIN KARACADAĞ'DAKİ RUHSATI GERÇEK
Karacadağ çevresindeki maden arama sürecinin en sağlam belgesi Kültür ve Turizm Bakanlığı arşivinde bulunuyor.
Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 17 Mart 2025 tarihli ve 10191 sayılı kararında, ruhsat numarası açık biçimde yazılmış:
202301518
Erişim numarası:
ER:3121792
Ruhsat grubu:
IV. Grup maden.
Başvuruyu yapan şirket ise:
Esan Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kurul kararına göre şirket vekili, söz konusu ruhsat sınırlarında maden arama faaliyetinde bulunmak amacıyla 10 Şubat 2025 tarihinde başvuru yaptı.
Yani Karacadağ çevresindeki Eczacıbaşı bağlantılı maden arama faaliyeti söylenti üzerinden yürüyen bir konu değil.
Resmî evrakı bulunuyor.
PEKİ NEDEN BUGÜN ORADA SONDAJ MAKİNESİ VAR?
Bu sorunun cevabı 22 Eylül 2026 tarihinde Karapınar Kaymakamlığı’nda düzenlenen toplantıda daha anlaşılır hale geldi.
Toplantıya Karapınar Kaymakamı Şenol Öztürk, Belediye Başkanı İbrahim Önal, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü temsilcileri, Yeşilyurt, Akören ve Oymalı mahalle muhtarları, basın mensupları ile ESAN/Eczacıbaşı şirketinin teknik heyeti katıldı.
Şirket adına Operasyon Yöneticisi Fethi İbrahim Pekcan ve teknik ekip çalışma hakkında bilgi verdi.
Şirketin açıklamasına göre planlanan işlem oldukça net:
Yeşilyurt-Ovacık bölgesinde tek noktada sondaj yapılması öngörülüyor.
Sondajın yaklaşık:
300-350 metre derinliğe ulaşması planlanıyor.
Kullanılan karot ekipmanının çapı yaklaşık:
5,5 santimetre.
Çalışma alanı:
20x20 metre civarında.
Tahmini çalışma süresi:
15 ila 30 gün.
Şirket yetkilileri sondaj sırasında patlayıcı kullanılmayacağını, gerekli suyun tankerle getirileceğini ve suyun kapalı devre sistem içerisinde değerlendirileceğini açıkladı. Çalışmanın ardından alanın rehabilite edileceği belirtildi.
Bu ayrıntılar tartışmanın ölçeğini anlayabilmek açısından önemli.
Çünkü bugün yapılan işlem, dağın ortasında üretime geçmiş açık maden işletmesi anlamına gelmiyor.
Bu aşamada yapılan iş yeraltındaki kayaçtan numune almak.

350 METRE AŞAĞIYA NEDEN İNİYORLAR?
Karot sondajında yeraltından silindir biçiminde kaya örnekleri çıkarılır.
Jeologlar bu örneklerin mineral yapısını inceler.
Böylelikle yeraltındaki jeolojik katmanların yapısı, mineralizasyonun devamlılığı, yoğunluğu ve ekonomik olarak anlam taşıyabilecek bir rezerv bulunup bulunmadığı araştırılır.
22 Eylül toplantısında şirket yetkilileri de çalışmanın amacını, bölgede ekonomik olarak işletilebilir bir rezerv bulunup bulunmadığını belirlemek şeklinde açıkladı.
Yani 350 metrelik deliğin asıl sorusu aslında oldukça basit:
Aşağıda ekonomik değere sahip bir cevher var mı?
Karotlar çıktıktan ve analizler tamamlandıktan sonra bu soruya ilişkin daha güçlü veriler oluşacak.
HERKESİN MERAK ETTİĞİ SORU: ALTIN MI ARANIYOR?
Karacadağ tartışmasının en dikkat çekici bölümü burası.
Bugüne kadar kamuya açık olarak ulaşabildiğimiz ER:3121792 numaralı ruhsat belgelerinde maden grubu IV. Grup olarak geçiyor.
Fakat IV. Grup tek başına “altın ruhsatı” anlamına gelmiyor.
Bu grup içerisinde çeşitli metalik ve endüstriyel madenler bulunabiliyor.
Üstelik 22 Eylül’de şirketin teknik heyetinin yaptığı açıklamalarda da hedeflenen cevherin “altın” olduğuna ilişkin kamuoyuna yansıyan açık bir ifade bulunmuyor. Şirket, ekonomik açıdan işletilebilir rezerv bulunup bulunmadığının araştırıldığını söylüyor.
Dolayısıyla bugün:
“Karacadağ’da altın bulundu”
demek için elimizde veri yok.
“Karacadağ’da altın madeni kuruluyor”
cümlesini doğrulayacak kamuya açık bir işletme projesi de yok.
Altın ihtimali tamamen dışlanabilir mi?
Hayır.
Fakat gazetecilik ihtimal ile kesin bilgiyi birbirinden ayırmayı gerektiriyor.
Bugünkü belge düzeyinde doğru ifade:
Karacadağ çevresinde IV. Grup maden arama faaliyeti yürütülüyor.
Hangi cevherin ekonomik rezerv oluşturacağı henüz kamuoyuna açıklanmış değil.

ASIL İLGİNÇ BELGE: RUHSATIN BİR BÖLÜMÜNDE MADEN ARAMASINA İZİN VERİLMEDİ
Karacadağ dosyasının belki de en dikkat çekici bölümü Bağdaylı Yeraltı Şehri.
Çünkü Eczacıbaşı’nın ruhsat sahası, Yeşilyurt Mahallesi’ndeki arkeolojik alanlardan biriyle kesişiyor.
Bağdaylı Yeraltı Şehri 2001 yılında II. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmişti.
2025 yılında yapılan yeni incelemeler sonucunda Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu alanın sınırlarını yeniden belirledi.
Ve koruma derecesini yükseltti.
Bağdaylı Yeraltı Şehri ve Çevresi Yerleşim Alanı I. Derece Arkeolojik Sit Alanı haline getirildi.
Kurul kararında daha önemli bir cümle bulunuyor.
202301518 / ER:3121792 numaralı ruhsat alanının Bağdaylı Yeraltı Şehri sit sınırları içerisinde kalan bölümünde maden arama faaliyeti uygun bulunmadı.
Bu karar iki açıdan önemli.
Birincisi, maden ruhsatının oldukça geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve içerisinde başka koruma statülerinin bulunabildiğini gösteriyor.
İkincisi, ruhsat alınmış olması ruhsat sınırlarının her noktasında koşulsuz faaliyet yürütülebileceği anlamına gelmiyor.
Bağdaylı'da kültür varlıklarına ilişkin koruma mevzuatı devreye girmiş durumda.
BAĞDAYLI İLE OVACIK AYNI NOKTA MI?
Hayır.
Bu ayrım önemli.
Kurulun maden aramasını uygun bulmadığı alan Bağdaylı Yeraltı Şehri I. Derece Arkeolojik Sit Alanı.
22 Eylül toplantısında şirketin sondaj yapmayı planladığını açıkladığı yer ise Yeşilyurt-Ovacık mevkiinde tek bir nokta.
Bu nedenle Bağdaylı hakkındaki kurul kararını alıp doğrudan:
“Bugünkü sondaj Kültür Varlıkları Kurulunun yasakladığı yerde yapılıyor”
biçiminde yorumlamak için sondaj koordinatlarıyla sit sınırlarını karşılaştırmak gerekiyor.
Kamuoyuna yansıyan mevcut bilgiler bu bağlantıyı kurmaya yetmiyor.

OVACIK'A GELİNCE DOSYA DAHA DA DERİNLEŞİYOR
Ovacık, son birkaç günde keşfedilmiş bir doğa alanı değil.
Bölgenin bilimsel kayıtlardaki geçmişi yıllar öncesine uzanıyor.
2016 yılında yürütülen Konya-Ereğli Yüzey Araştırması kapsamında Karacadağ ve çevresi incelendi.
Araştırmacılar Ovacık’ı Yeşilyurt’un yaklaşık 4 kilometre güneydoğusunda, yaklaşık 1600 metre rakımda yer alan büyük bir krater olarak kayda geçirdi.
Çalışmada kraterin yaklaşık 2,4 kilometreye 2,7 kilometre boyutlarında olduğu aktarılıyor.
Krater içerisinde kaynakların bulunduğu, yılkı atlarının yaşadığı ve merkez bölümde yaklaşık 160x170 metre ölçülerinde bir yapı kalıntısının görülebildiği belirtiliyor.
Güney kesiminde mezarların gözlemlendiği bir nekropol alanından da söz ediliyor.
2017'de devam eden KEYAR araştırmasında da Akören, Ovacık, Dağ Gölü, Karacadağ Kurşuncu Manastırı ve çevredeki başka noktalar sistematik yüzey araştırmasının kapsamına alındı.
Yani Ovacık'ın arkeolojik ve jeolojik önemine ilişkin tartışmanın geçmişi bugünkü madencilik gündeminden daha eski.
KARACADAĞ'IN TARİHİ DAĞIN ALTINDAN ÇOK ÜSTÜNDE
Karacadağ yaklaşık 2 bin metreye ulaşan volkanik kütlesinin yanında çok katmanlı bir tarihî peyzaj taşıyor.
Bölgede çeşitli kale ve yerleşim kalıntıları bulunuyor.
2023 yılında Anadolu Ajansı tarafından yayımlanan çalışmada dönemin Karapınar Kaymakamı Oğuz Cem Murat da Karacadağ’ın tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptığını, bölgede kale kalıntıları, vadiler, platolar, göletler ve doğal yaşam bulunduğunu anlatmıştı.
Ovacık Göleti’nin nadir görülen kuşlara ev sahipliği yaptığı, Karacadağ’ın yamaç paraşütü ve doğa turizmi açısından potansiyel taşıdığı da aynı çalışmada gündeme gelmişti.
Karacadağ böylece madencilik tartışmasının birkaç hafta önce ortaya çıkardığı bir coğrafya olmaktan çok uzak.
Bölgenin doğal, sportif, arkeolojik ve turistik potansiyeli yıllardır biliniyor.
FOTOĞRAFLARINI YILLAR ÖNCE BİZ ÇEKTİK
Meke Ajansı açısından bu dosyanın küçük ama anlamlı bir tarafı daha var.
Karacadağ’ın bugün çevre ve jeolojik miras tartışmalarında kullanılan yeşil vadileri ve göletlerinin bir bölümü, yıllar önce Anadolu Ajansı için hazırlanan haberde objektiflerimize yansımıştı.
24 Mayıs 2023 tarihinde Anadolu Ajansı’nda Abdullah Doğan ve Fatih Arslan imzasıyla yayımlanan haberde Karacadağ’ın doğa turizmi ve yamaç paraşütü potansiyeli Türkiye gündemine taşınmıştı.
O gün objektiflerin önünde yemyeşil vadiler, krater göletleri ve yamaç paraşütçüleri vardı.
Bugün aynı coğrafyanın birkaç yüz metre altında ne bulunduğu araştırılıyor.
Karacadağ değişmedi.
Gündemi değişti.
PEKİ UNESCO MESELESİ NE?
Karacadağ tartışmasında yanlış anlaşılmaya en açık başlıklardan biri de UNESCO.
Karapınar Kaymakamlığı tarafından 9 Haziran 2026 tarihinde yapılan açıklamaya göre “Karapınar Jeopark Jeoloji Haritalama ve Destinasyon Planı Projesi” için sözleşme imzalandı.
Proje kapsamında Karapınar'ın jeolojik değerlerinin envanterinin çıkarılması, haritalama yapılması ve turizm destinasyon planı hazırlanması hedefleniyor.
26 Haziran 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Toprak Su ve Çölleşme ile Mücadele Araştırma Enstitüsü de Acıgöl, Meke Gölü, Çıralı Gölü, Meyil Gölü, Karacadağ ve Erozyon Sahası'nda incelemeler yapıldığını ve UNESCO Jeopark hedefi doğrultusunda süreç başlatıldığını duyurdu.
Fakat burada önemli bir teknik ayrıntı var.
Karapınar bugün UNESCO Küresel Jeoparkı olarak tescilli değil.
UNESCO’nun 3 Haziran 2026 itibarıyla yayımladığı resmî Küresel Jeopark listesinde Türkiye'den Kula-Salihli UNESCO Küresel Jeoparkı bulunuyor. Karapınar listede yer almıyor.
Dahası UNESCO’nun 2026 yılında resmî değerlendirmeye alınan yeni başvurular listesinde Türkiye adına Ida Madra yer alıyor; Karapınar bu listede de görünmüyor.
Dolayısıyla bugün kullanılabilecek en isabetli ifade:
Karapınar'da UNESCO Küresel Jeopark hedefi doğrultusunda yerel hazırlık, envanter ve başvuru çalışmaları yürütülüyor.
Bu, Karacadağ’ın UNESCO tarafından hâlihazırda tescillenmiş alan olduğu anlamına gelmiyor.
İŞTE ASIL SORU: JEOPARK HEDEFİ İLE MADEN ARAMASI AYNI COĞRAFYADA NASIL YÜRÜYECEK?
Dosyanın önümüzdeki aylarda en çok konuşulması gereken noktası burada olabilir.
Bir tarafta Karapınar'ın volkanik göllerini, obruklarını, kraterlerini ve Karacadağ'ı uluslararası ölçekte değerlendirmeyi amaçlayan bir jeopark projesi var.
Diğer tarafta aynı coğrafyanın bir bölümünde maden arama ruhsatı ve yüzlerce metre derine inecek bir sondaj bulunuyor.
Bu tablo otomatik olarak iki sürecin hukuken birbirine engel olduğu anlamına gelmiyor.
Fakat ciddi bir planlama sorusu doğuruyor:
Jeopark için belirlenecek geositler ile maden ruhsat sahası nerelerde kesişiyor?
Karacadağ'ın hangi bölümleri jeolojik miras alanı olarak değerlendirilecek?
Maden arama sahasının tam sınırları nereden geçiyor?
Sondaj yapılan noktanın jeopark haritasındaki karşılığı ne?
Olası rezerv bulunması halinde işletme alanı nereye kurulabilir?
Bugün kamuoyu açısından eksik olan şey tam da bu harita.
MADEN BULUNURSA YARIN OCAK AÇILIR MI?
22 Eylül toplantısında şirket tarafı bu konuda da açıklama yaptı.
ESAN Operasyon Yöneticisi Fethi İbrahim Pekcan, mevcut faaliyetin teknik arama ve numune alma çalışması olduğunu, bölgede maden işletmesi kurulmasına ilişkin alınmış bir karar bulunmadığını söyledi.
Ekonomik rezerv tespit edilmesi halinde sürecin doğrudan işletmeye dönüşmeyeceğini, ayrıca hukuki ve teknik süreçler, ilgili kurumların değerlendirmeleri, ÇED aşamaları ve halkın katılım süreçlerinin gündeme geleceğini ifade etti.
Bunun anlamı net:
Karot sondajından ekonomik rezerv çıkması, ertesi gün kepçelerin sahaya gireceği anlamına gelmiyor.
Fakat ekonomik değeri yüksek bir rezerv bulunursa tartışmanın boyutu elbette bugünkünden çok daha büyük hale gelecek.
Bu nedenle Karacadağ dosyasının gerçek kritik eşiği sondajın kendisinden çok sondaj sonuçları olabilir.
SU MESELESİ KARAPINAR İÇİN HER ŞEYDEN DAHA HASSAS
Karapınar'ın maden tartışmasını Türkiye'nin herhangi bir bölgesindeki benzer dosyalardan ayıran temel başlıklardan biri su.
İlçenin tarımsal üretimi büyük ölçüde yeraltı su kaynaklarıyla ilişkili.
Bu nedenle 22 Eylül toplantısında muhtarların ve yerel temsilcilerin en fazla üzerinde durduğu konular arasında mera alanları, tarımsal kuyular ve yeraltı suyu yer aldı.
Şirket, sondaj sırasında kullanılacak suyun tankerle getirileceğini ve kapalı devre sistemde kullanılacağını belirtti.
Bu açıklama mevcut tek sondaj çalışmasının su kullanımı açısından önemli.
Ancak gelecekte ekonomik rezerv tespit edilip daha büyük ölçekli bir proje hazırlanırsa hidrojeoloji meselesinin yeniden ve çok daha kapsamlı değerlendirilmesi gerekecek.
Çünkü arama sondajının çevresel ölçeği ile olası işletmenin çevresel ölçeği aynı değil.
KAYMAKAMLIK TOPLANTISININ EN ÖNEMLİ SONUCU: KONU İLK KEZ RAKAMLARLA KONUŞULDU
Karacadağ meselesi birkaç gün boyunca büyük ölçüde sosyal medya paylaşımları ve basın açıklamaları üzerinden ilerledi.
22 Eylül toplantısının farkı ise ilk kez teknik rakamların ortaya çıkması oldu.
Artık kamuoyu en azından şunları biliyor:
Bir sondaj noktası planlanıyor.
Derinlik 300-350 metre civarında.
Karot çapı yaklaşık 5,5 santimetre.
Çalışma alanı yaklaşık 400 metrekare.
Tahmini süre 15-30 gün.
Patlayıcı kullanılmayacağı belirtiliyor.
Su tankerle taşınacak.
Mevcut aşamada açıklanmış maden işletmesi kararı yok.
Bundan sonraki aşamada ihtiyaç duyulan şey daha fazla slogan değil, daha fazla teknik veri.
KAMUOYUNUN ÖNÜNE KONULMASI GEREKEN 6 BİLGİ VAR
Karacadağ konusunda sağlıklı bir tartışma yürütülecekse bazı temel bilgilerin açık biçimde paylaşılması gerekiyor:
- ER:3121792 ruhsat sahasının tam haritası ve koordinatları
- Ovacık'taki sondaj noktasının kesin koordinatı
- Arama programında hedeflenen mineral veya mineral grubu
- Karapınar Jeopark çalışmasının planlanan sınırları
- Ruhsat alanındaki arkeolojik, doğal ve mera statülerinin tamamı
- Karot analizleri tamamlandığında elde edilen sonuçların kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı
Bu bilgiler yayımlandığında Karacadağ tartışmasının büyük bölümü zaten kendiliğinden berraklaşacaktır.
KARACADAĞ'IN DEĞERİ BUGÜNKÜ TARTIŞMAYLA BAŞLAMADI
Bu dosyanın belki de en önemli noktası burada.
Karacadağ'ı değerli hale getiren maden sondajı değil.
Dağın zirvesindeki kaleler oradaydı.
Ovacık oradaydı.
Bağdaylı Yeraltı Şehri oradaydı.
Kraterler, göletler, kaynaklar ve yaylalar oradaydı.
Yılkı atları oradaydı.
Arkeologlar yıllar önce bölgede çalışıyordu.
Doğa sporcuları yıllar önce oraya uçuyordu.
Karacadağ’ın turizm potansiyelini anlatan haberler yıllar önce Türkiye’ye servis ediliyordu.
Bugünkü gelişmeler Karacadağ'ın değerini oluşturmadı.
O değeri yeniden gündeme getirdi.
Bu nedenle meselenin kişisel vitrinlere, günlük siyasi hesaplara, sosyal medya kahramanlıklarına ya da birkaç günlük popülerliğe sıkışması Karapınar'a hiçbir şey kazandırmaz.
Karacadağ'ın geçmişi de geleceği de bunlardan daha büyük.
MADEN ŞİRKETİNE DE, KARŞI ÇIKANLARA DA AYNI SORU: BELGENİZ NEREDE?
Sağlıklı kamuoyu oluşturmanın yolu ölçünün herkese aynı uygulanmasından geçiyor.
Şirket çevreye zarar vermeyeceğini söylüyorsa bunu teknik verileriyle ortaya koymalı.
Maden faaliyetlerinin ağır çevresel sonuçlar doğuracağı iddia ediliyorsa bunun da Karacadağ özelindeki bilimsel dayanakları gösterilmeli.
Altın aranıyor deniyorsa belge ortaya konulmalı.
Altın aranmadığı söyleniyorsa hedeflenen cevher açıklanmalı.
Jeopark deniyorsa sınırları gösterilmeli.
Maden ruhsatı deniyorsa ruhsat haritası kamuoyuyla paylaşılmalı.
Çünkü yüzlerce kez tekrarlanan bir cümle belgeye dönüşmüyor.
Karacadağ’ın ihtiyacı da tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Bilgi.
SONUÇ: DAĞIN ALTINDA NE VAR BİLMİYORUZ, AMA DOSYANIN ÜSTÜ ARTIK DAHA AÇIK
Bugün itibarıyla elimizdeki belgelerin anlattığı tablo şöyle:
Karacadağ çevresinde ESAN Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler A.Ş. ile bağlantılı, 202301518 / ER:3121792 numaralı IV. Grup maden ruhsatı bulunuyor.
Şirket Yeşilyurt-Ovacık bölgesinde tek noktada yaklaşık 300-350 metre derinliğinde karot sondajı gerçekleştirmeyi planladığını açıkladı. Çalışmanın 15-30 gün sürmesi öngörülüyor.
Ruhsat alanının Bağdaylı Yeraltı Şehri I. Derece Arkeolojik Sit Alanıyla çakışan bölümünde Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu maden arama faaliyetini uygun bulmadı.
Ovacık ve Karacadağ'ın arkeolojik ve doğal değeri, bugünkü tartışmadan yıllar önce yapılmış akademik araştırmalarda kayıt altına alınmış durumda.
Karapınar için bir jeopark projesi yürütülüyor ve Karacadağ bu çalışmaların içerisindeki önemli alanlardan biri.
Ancak Karapınar bugün UNESCO tarafından tescillenmiş Küresel Jeopark statüsünde bulunmuyor. UNESCO'nun güncel listesinde Türkiye'den Kula-Salihli yer alıyor.
Karacadağ’da ekonomik bir altın rezervi bulunduğuna ilişkin kamuoyuna açıklanmış veri bulunmuyor.
Bugün maden işletmesi kurulmasına ilişkin açıklanmış bir karar da bulunmuyor.
Ama sondaj gerçek.
Ruhsat gerçek.
Arkeolojik koruma kararı gerçek.
Jeopark hedefi gerçek.
Karacadağ'ın taşıdığı doğal ve kültürel değerler de yıllardır ortada.
Bundan sonrası 350 metre aşağıdan çıkacak birkaç santimetrelik karotların ne anlatacağına bağlı olabilir.
Belki ekonomik değeri olmayan sıradan kaya çıkacak.
Belki önemli bir mineralizasyon tespit edilecek ve Karapınar çok daha büyük bir tartışmanın eşiğine gelecek.
Bugün bunu hiç kimse kesin olarak bilmiyor.
Bu nedenle Karacadağ konusunda yapılabilecek en ciddi gazetecilik, erken hüküm vermek yerine dosyanın peşinden gitmek.
Meke Ajansı olarak biz de öyle yapacağız.
Çünkü Karacadağ’ın altında ne bulunduğunu sondaj gösterecek.
Karacadağ’ın geleceğine ne olacağını ise o gün elimizde hangi bilginin, hangi belgenin ve hangi tercihin bulunduğu belirleyecek.
MEKE AJANSI | ÖZEL DOSYA


