SAVAŞA MI GİDİYORUZ?

İsrail'in Suriye'deki hava üssünü vurmasıyla Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilim yeni bir aşamaya taşındı. Netanyahu, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının İsrail için tehdit oluşturduğunu açıkça ilan etti. Ankara ise İsrail'in saldırılarını kınarken geri adım atmıyor. Washington ise iki ülkenin Suriye'de doğrudan çatışmasını önlemeye çalışıyor. Peki Türkiye ile İsrail gerçekten savaşa mı sürükleniyor?

Bir Suriye üssü neden Türkiye-İsrail krizinin merkezine oturdu?

18 Ağustos'ta İsrail savaş uçakları, Suriye'nin kuzeybatısındaki Abu Duhur Hava Üssü'nü birden fazla kez vurdu.

İsrail saldırıyı, Suriye'de Türkiye'nin askeri varlığının genişletilmesine ilişkin endişeleriyle gerekçelendirdi.

Saldırının ardından Netanyahu yönetimi, Türkiye'nin Suriye'de güneye doğru askeri olarak yerleşmesini kabul etmeyeceklerini duyurdu. İsrail tarafı, Ankara ve Şam'a daha önce mesaj gönderildiğini, buna rağmen harekete geçilmesi üzerine saldırı düzenlendiğini savunuyor.

Ancak burada kritik bir ayrıntı var:

İsrail, Türkiye topraklarını vurmadı.

Hedef Suriye'deydi.

Fakat saldırının gerekçesi doğrudan Türkiye'nin Suriye'deki olası askeri yapılanması olarak açıklandı.

İşte krizin tehlikeli tarafı tam olarak burada başlıyor.

Netanyahu'dan Ankara'ya açık mesaj

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının İsrail açısından tehdit oluşturduğunu söyledi.

İsrail yönetiminin verdiği mesaj giderek daha net:

Türkiye'nin Suriye'de güneye doğru askeri olarak yerleşmesine izin verilmeyecek.

Bu açıklama, önceki dönemlerdeki diplomatik restleşmelerden farklı.

Çünkü artık tartışılan şey Türkiye'nin İsrail'e yönelik siyasi tutumu değil.

Türk ordusunun Suriye'deki faaliyetlerinin İsrail tarafından nasıl karşılanacağı.

Ankara geri adım atıyor mu?

Şimdilik hayır.

Türkiye, İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını sert biçimde eleştiriyor.

Cumhurbaşkanlığı tarafı Netanyahu'nun açıklamalarını, İsrail'in Suriye'deki saldırılarını meşrulaştırma girişimi olarak değerlendiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha önce İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki saldırılarının artık Türkiye'yi tehdit edecek noktaya geldiğini söylemişti.

Ankara'nın temel yaklaşımı ise şu:

Suriye'nin yeniden yapılanması ve güvenliği konusunda Türkiye'nin rolü devam edecek.

Bu noktada iki ülkenin Suriye vizyonları birbirine çarpıyor.

Türkiye Suriye'de ne yapıyor?

Suriye'de Esad sonrası dönemde Ankara'nın etkisi ciddi biçimde arttı.

Türkiye, Şam yönetimiyle siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini geliştiriyor.

2025'te Türkiye ile Suriye arasında askeri işbirliği kapsamında eğitim ve ekipman desteğini içeren adımlar da atıldı.

İsrail ise Suriye'nin yeni güvenlik mimarisinde Türkiye'nin belirleyici aktör haline gelmesinden endişeli.

Dolayısıyla mesele iki lider arasındaki kişisel gerilimden çok daha büyük.

Ortada Suriye'nin geleceği konusunda iki farklı bölgesel proje var.

🇺🇸 ABD neden devreye girdi?

Çünkü Washington'un korktuğu senaryo oldukça basit:

Türk ve İsrail ordularının Suriye hava sahasında aynı anda operasyon yürütmesi.

Bir İsrail savaş uçağının Türk unsurlarına yaklaşması...

Bir Türk hava savunma sisteminin İsrail uçağını tehdit olarak algılaması...

Bir yanlış istihbarat...

Bir radar kilidi...

Bir füze...

Ve birkaç dakika içerisinde diplomatik kriz, askeri çatışmaya dönüşebilir.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir “deconfliction” yani çatışmayı önleme iletişim mekanizması oluşturulması üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü böyle mekanizmalar genellikle tarafların aynı operasyon sahasında birbirleriyle karşılaşma ihtimali bulunduğunda kurulur.

İsrail neden Türkiye'yi kırmızı çizgi olarak görüyor?

İsrail açısından birkaç başlık birleşiyor:

Suriye: Türkiye'nin askeri ve siyasi etkisinin büyümesi.

Hamas: Ankara'nın Hamas'la ilişkileri.

Gazze: Erdoğan hükümetinin İsrail'e yönelik sert politikası.

Bölgesel güç dengesi: Türkiye'nin İran'ın Suriye'deki eski nüfuz alanının yerine daha güçlü biçimde yerleşme ihtimali.

Hava sahası: İsrail'in Suriye'de yıllardır sürdürdüğü operasyon özgürlüğünün Türkiye'nin askeri varlığıyla kısıtlanabileceği endişesi.

İsrail tarafındaki bazı analizlerde Türkiye artık doğrudan stratejik tehdit olarak değerlendiriliyor.

Peki Türkiye ile İsrail daha önce böyle bir noktaya geldi mi?

Evet.

2025'te iki ülke, Suriye'de yanlışlıkla çatışma yaşanmaması için teknik temaslar gerçekleştirdi.

Bu görüşmelerin amacı, iki ülkenin Suriye'deki operasyonlarının birbirine temas etmesini önleyecek bir iletişim mekanizması oluşturmaktı.

Bugün ABD'nin yeniden benzer bir mekanizma oluşturmak istemesi, gerilimin ne kadar ciddi bir seviyeye geldiğini gösteriyor.

Asıl soru: İsrail Türkiye'ye saldırır mı?

Burada cevap dikkatli verilmeli.

Kısa vadede doğrudan Türkiye topraklarına İsrail saldırısı ihtimali düşük görünüyor.

Çünkü bunun bedeli çok büyük olur.

Türkiye NATO üyesi.

İsrail ile Türkiye'nin doğrudan savaşa girmesi, Suriye'deki mevcut denklemi aşarak NATO, ABD ve bölgedeki diğer aktörleri içine çekebilecek bir kriz yaratabilir.

Bu nedenle İsrail açısından daha olası senaryo:

Türkiye'yi doğrudan vurmak yerine Suriye'deki Türk askeri kapasitesinin genişlemesini engellemeye çalışmak.

Abu Duhur saldırısı bu stratejinin bir örneği olarak okunabilir.

Peki savaş nasıl başlayabilir?

En tehlikeli ihtimal planlanmış bir savaş değil, yanlış hesaplama.

Örneğin:

1. İsrail Suriye'de bir hedefe hava saldırısı düzenler.

2. Bölgede Türk askeri unsurları bulunur.

3. Türk hava savunma sistemi İsrail uçağını tehdit olarak değerlendirir.

4. İsrail uçağı karşı tedbir alır veya Türk unsuruna zarar gelir.

5. Ankara karşılık vermek zorunda hisseder.

6. İsrail ikinci saldırıyı gerçekleştirir.

7. Suriye sahasındaki sınırlı çatışma Türkiye-İsrail krizine dönüşür.

İşte Washington'un kurmaya çalıştığı iletişim mekanizmasının amacı tam olarak böyle bir zinciri engellemek.

Bir de Netanyahu-Erdoğan cephesi var

Suriye krizi, Gazze dosyasından bağımsız değil.

Ankara ve Tel Aviv arasındaki siyasi gerilim son yıllarda giderek büyüdü.

Son olarak Türkiye, Gazze'ye yardım götüren Global Sumud Flotilla olayıyla bağlantılı olarak Netanyahu hakkında tutuklama süreci başlattığını ve Interpol üzerinden kırmızı bülten talebinde bulunacağını açıkladı.

İsrail tarafı ise Türkiye'nin bu girişimini reddetti.

Böylece iki ülke arasındaki mücadele:

Suriye'de askeri,
Gazze'de siyasi,
uluslararası hukuk alanında hukuki,
diplomaside ise açık bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda.

İsrail içinde de Netanyahu'ya eleştiri var

Burada ilginç bir ayrıntı daha bulunuyor.

İsrail'deki bazı çevreler Netanyahu'nun Türkiye konusunda gereksiz bir çatışmanın kapısını açtığını savunuyor.

Haaretz'deki bir başyazı, Netanyahu'nun Türkiye ile yeni bir çatışmaya sürüklenme riskini eleştirdi.

Yani İsrail'in içinde de şu soru soruluyor:

“Türkiye gerçekten İsrail'in yeni savaş cephesi mi olmalı?”

Konya'da silahlı saldırıya uğrayan öğretmen yaşamını yitirdi
Konya'da silahlı saldırıya uğrayan öğretmen yaşamını yitirdi
İçeriği Görüntüle

ŞU ANDA TABLO NE?

Başlık Durum
Türkiye-İsrail savaşı başladı mı? ❌ Hayır
İsrail Türkiye'ye saldırdı mı? ❌ Hayır
İsrail Suriye'de Türkiye'yi hedef alan bir mesaj verdi mi? ⚠️ Evet
Netanyahu Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını tehdit olarak görüyor mu? ✅ Evet
İsrail Suriye'deki bir üssü vurdu mu? ✅ Evet
Türkiye saldırıya askeri karşılık verdi mi? ❌ Hayır
ABD devreye girdi mi? ✅ Evet
Çatışmayı önleme mekanizması kuruluyor mu? ✅ Evet
Suriye yeni çatışmanın merkezinde mi? Kesinlikle
Doğrudan Türkiye-İsrail savaşı ihtimali?

Şimdilik düşük, ancak risk yükselmiş durumda

SAVAŞA MI GİDİYORUZ?

Bugün itibarıyla “Türkiye ile İsrail savaşa girdi” demek doğru değil.

Fakat “Türkiye ile İsrail arasında savaş ihtimali hiç yok” demek de artık gerçekçi değil.

Çünkü iki ülke aynı bölgede askeri güç bulunduruyor.

İsrail, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını kendi güvenliği açısından kırmızı çizgi olarak tanımlıyor.

Türkiye ise Suriye'deki rolünden vazgeçmeyeceğini gösteriyor.

Ve iki ordunun operasyon alanları giderek birbirine yaklaşıyor.

Bu nedenle bugün sorulması gereken soru:

“Savaş başladı mı?” değil.

“İlk kurşunun kimin tarafından, nerede ve hangi şartlarda atılmasını engelleyebiliriz?”

ABD'nin araya girmesinin sebebi de tam olarak bu.

Çünkü Türkiye-İsrail savaşı ihtimali bugün bir manşet senaryosu değil, artık diplomasi masasında önlenmeye çalışılan bir risk.